Yepyeni bir köşemiz var diye geçtiğimiz günlerde instagramdan da duyurusunu yaptığımız Sanat Tarihi yazılarımıza başlıyoruz. Kitabi ve teknik bilgiler içeren akademik bir çalışmadan ziyade günlük hayata yönelik biraz daha pratik bilgiler içeren, bir tarihi mekanı ziyaret ettiğimizde tanımamıza ve ilgimizin artmasına yönelik daha sonuca odaklı yazılar olacak tanıtımlarımız. Mesleki ilgi itibari ile zaman zaman bazı ayrıntıları da yer verebiliriz ancak genel hatları ile kolay anlaşılır ve pratiğe yansıyabilen bir yazı dizisi hedefliyoruz.

Günümüzde bir tarihi mekanı ziyaret etmek istediğimizde ilk karşılaştığımız kısımlar kapılar ve kapıları süsleyen kemerler, ince detaylar ve sanatlar oluyor. O yüzden yazılarımıza kapıları incelemekle başlamak istedik.

Kullanılan Malzemeler ve Sanatlar

Bir tarihi mirasın kapısında durup incelemeye başladığımızda ilk dikkatimizi çeken nokta devrin üslubuna göre madeni ve ahşap malzeme ile üretilmiş kapı kanatları, eşik ve kenarda yahut kapı üstünde yer alan inşa kitabesi ve kemerlerdir. Kemerler kapının boyutuna göre farklı sanatlarla tezyin edilmiş. Kapılar genellikle ahşaptandı . “Ahşap”, doğada kolaylıkla bulunabilmesi ve kolay işlenilebilen bir malzeme olması nedeniyle, mimari yapı elemanlarında özellikle de kapı ve pencerelerde yüzyıllar boyu kullanılmıştır. Türk–İslam Sanatı’nın vazgeçilmez malzemelerinden biri olan ahşabın en iyi örneklerini mihrap, minber, rahle, kapı ve pencere gibi dini yapıların mimari elemanlarında görmek mümkün. Anadolu’da ahşap sanatı, zanaatkarların ve ahilik teşkilatının da gayretleri ile Büyük Selçuklulardan gelen ve Anadolu Selçukluları döneminde geliştirilen orijinal bir üslûp halini almıştır.

Ahşabı Sabırla Mayalamak KÜNDEKÂRÎ Sanatı | Genç Yolcu

Ahşap kapılarda en çok dikkatimizi çeken sanatlar kündekari ve sedef kakma olmuştur. Kündekari sanatı çivi kullanmadan ahşapların içiçe geçmesi ile oluşmuş yapımı oldukça emek ve hesaplama isteyen çok değerli türk-islam sanatlarındandır.

Giz dolu sanatin Bursadaki izleri (Görüntüler ile) | Sanat, Gize ...
Bursa

Günümüzde ziyaret ettiğiniz tarihi mekanlarda kapı, pencere, minber gibi ahşap özellikler taşıyan kısımlarında kündekari ve sedef kakmaları görmeniz mümkün. Kündekari ile alakalı sitemizde bir yazımız daha var. Okumak isterseniz buraya linkini bırakıyoruz.

Kapıların üst kısımlarına alınlık adı verilir. Yanları ile birlikte ise çerçeve olarak isimlendirilir. Alınlık adı verilen kısımlarda genelde üçgen boşluklar dikkatinizi çekmiştir. Bu yüksek kısımlar mukarnas adı verilen şekiller ile bezelidir.

Mukarnas bu serimizde çokça karşımıza çıkacak. Anadoluda yer alan yapılardan bahsettiğimiz için Selçuklu döneminden itibaren Türk-İslam mimarisinde mukarnaslar kapılarda, minarelerde, camilerde, hastane ve medrese gibi aklımıza gelebilecek tüm mimari öğelerinde çokça karşımıza çıkacak. Bu yüzden bu yazımızda öncelikle sanat tarihi incelemeleri giriş dersi mahiyetinde mukarnas kelimesini öğrenmemiz gerekiyor.

Mukarnas Nedir?

Yan yana veya üst üste yerleşen prizmatik ögelerin dışa doğru derece derece taşarak, genellikle, simetrik bir düzen içinde dizildiği üç boyutlu bir mimari bezeme ögesi olarak tanımlayabiliriz.

İslam bezeme anlayışında mistik anlam, geometrik biçimler ve düzenlemelerin kurgusunda gizlenmiştir. Evrensel birlik ve denge düşüncesi çokgen ve çok köşeli yıldızlarla somutlaştırılmıştır. Anadolu Türk Sanatı’nda 12. yüzyılın başlarında bezemede tek anlatım aracı çokgen ve çok köşeli yıldızlar olmuştur. Yüzeysel bezemede geometrik tasarım birikimi prizmatik öğelere dönüştürülmüş, prizmatik öğelerin yan yana ve üst üste gelerek geliştirdikleri bu bezeme türüne mukarnas bezeme adı verilmiştir.

Mukarnas kavramı ilginizi çektiyse ve daha fazla araştırma yapmak isteyenler İslam Ansiklopedisinde bu konuda derinlemesine bilgi bulabilirsiniz.

Her biri birer sanat abidesi olan Türk-İslam Mimarisi Örneklerinden kapılar genelde bir avluya, eve, iş yerine, camiye, surlarla çevrili bir şehre kaleye, saraya girişin bir perdesi olmuştur. Daha büyük mekanlara girişin kapıları çift kanatlı tasarlanırken, küçük mekanlarda tek kanatlı kapılar kullanılmış.

Genelde kale, saray, kule gibi yerlerin kapılarında korumalar bulunur ki bu kapılara mustahkem kapılar denir.

Kapı iki çeşittir:biri yanlız giriş vafizesi gören basit ve küçük kapı,diğeri de ana binalarda cephelerin en süslü kısmını meydana getiren ve taç kapı adı verilen büyük ve gösterişli kapılardır.

Konya İnce Minareli Medrese

Türk-İslam mimarisinden bahsedince ilk olarak Selçuklu dönemi mimarisi sonrasında da Osmanlı mimarisi sıkça kullanacağımız tabirler olacak. Kapılar konusunda Selçuklu dönemi mimarisine baktığımızda daha çok taçkapı adı verilen yapılar dikkati çekiyor. En görkemli binalarda, göze ilk çarpan kısım olan kapılara Selçuk mimarları büyük önem vermiş ve bütün süslemeyi kapılar üzerinde toplamışlardır. Taçkapıların cephesindeki büyük kemerin etrafı silme ve pervazlarla çevrelenmiş, taştan oyma bezemeler, kabaralarla süslenmiştir. Selçuklu dönemi medrese kapıları genellikle doğuya yani güneş ışığının geldiği tarafa bakardı.

Osmanlı dönemine geldiğimizde kapıların daha küçük inşa edildiğini görüyoruz. Halkın girmesine ayrılan büyük kapılara Osmanlılar cümle kapısı adını verirler. Cümle kapısı aynı zamanda bir taçkapı anlamında olabilir.

Süleymaniye'ye açılan kapılar - Galeri - Fikriyat Gazetesi
Süleymaniye Camii

Osmanlı taç-kapıları Selçuklu kapıları kadar gösterişli ve süslü değildir. Osmanlılarda kapıların binaya oranla küçük yapılmasının başlıca sebebi dışarıdaki sıcak veya soğuk havanın içeriye girmesini önlemektir. Hatta kapılara meşin perde asılarak içerisi hava akımından kurtarılmış olur. Günümüzde büyük camileri ziyaret ettiğimizde girişte meşin perdeler dikkatimizi çekmiştir değil mi? Ev ve medrese odaları gibi oturmaya yarayan meskenlerin kapıları da bu sebepten küçük yapılır. Taçkapılarda genellikle yandaki iki ayağın giriş tarafına gelen köşelerine yuvarlak ve zarif başlıklı sütunlar veya silindir şeklinde silmeler konur. Bundan amaç kapıdan geçenlerin duvarın sivri köşelerine çarpmamaları ve sürtünmelerle bu köşelerin aşınmamasıdır. Köşelere konulan sütunlar kum saatine benzediğinden, bunlara kum saati adı verilir.

Örneğin İnce Minare Medrese, Karatay Medresesi, Divriği Ulu Cami görkemli büyük taç kapılara sahiptir. Bu heybetli kapılar adeta nakış gibi dokunarak Türk İslam mimarisinin ulaştığı seviyeyi ortaya koymuşlardır. Bu kapılara kimi zaman bir hadis-i şerif, kimi zaman bir ayet işlendiğini görürüz. Taşın adeta halı gibi dokunduğu bu muhteşem kapılarda bulunan hadis-i şerif ve ayetler bizlere öğüt vermek için nakşedilmiştir. Cami, saray, külliye, medrese, bedesten gibi yapıların kapılarında alın kısmına içeriye giren kişiye öğütler veren önemli ayet ve hadisler nakşedilmiştir. Ne güzel bir gelenek öyle değil mi?

Camilerde ne yazıyor okuyabilir misiniz?
Mukarnas nedir?Nerelerde neden kullanılır? | | SANATIN YOLCULUĞU

Umarız sıkılmadan keyifle okumuşsunuzdur. İncelememizi istediğiniz başka kısımlar, eserler varsa bize yazabilirsiniz. Sevgilerimizle.

Paylaş
Önceki İçerikRAMAZAN AYI SONRASINDA BESLENME
Merhaba. Ben Sevde Gün. İlahiyat Fakültesinden mezun olduktan sonra 'Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi', 'Din ve Değerler Eğitimi' öğretmeni olarak görev aldım. Lavanta blogdaki "Mavera" adli köşemde ilahiyat alanı ile ilgili kaleme aldığım yazılarımı paylaşıyorum. Hem kendi adıma hem de okurlarımız adına istifadeli olmasını dilerim. Sevgilerimle.

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here