Yapılacaklar, yapılmayacaklar, haftalık- aylık rutinler ,hayaller, beklentiler, yapmak isteyip yapılmayanlar fakat kısa vadede yapılması hedeflenenler, vs vs.. Bu sıralama hepimizin bildiği üzere çoğalıyor. Peki hayat bu mu? Yapılacaklar ve yapılmayacaklar silsilesinden mi ibaret.  Eğer sizde benim gibi bazı konuları daha sistemli aşabilmek  aynı zamanda rahat olmak istiyorsanız sözlerime bir kulak asın derim.  Gelin plansız plan yapalım:)

Nedir plansız plan? Aslında her insanın kendi çevresi, karakteri, işleri ve zevkleri vardır. Bu durumları zedelemeden yapabileceklerimiz ise bizim planlarımızdır. Keyfimize uygun ve zahmetsiz gibi görünen zevkli vazifelendirilmelerdir. Nasıl ki bir kız çocuğu ev temizliğini oyun haline getirdiğinde keyif alır, aynen o şekilde de hayatımızdaki görevleri bir oyun ya da keyifli bir serüven haline sokarsak plansız planlarımızı yaşıyor oluruz.  Bakınız dönemimizin ‘’ to do list’’ çileri hep kendileri  organize olmuşlardır ve de kendi durumlarına göre hareket eder nihayetinde bir neticeye varırlar. Ama bunda da bir keyifsizlik ve idealist düsturlar ön plandadır.

En temiz ve güzel olanı ise, yapacağınız her şeyi ve hayallerinizi bir kağıda yazmak.  Sonrasında yapılacaklara zamanlar vererek, işleyişe tepeden bakmak. Vakti geldiğinde de zevkle  o planı uygulamak. Aslında her birerimizin gözüne çok fazla gelen şeyler nihayete erdiğinde abartılmayacaklar kategorisine girer. Bu demek oluyor ki, hiçbir şey zor değil. Gerekli enerjiyi , pozitif düşünceyi kendine sağla ve adım at!

Peki işleri nasıl zevkli hale getirebiliriz?

Hayatımızda bize güzel gelen her ne varsa, film, müzik, şiir, sanat, dizi, arkadaş, eş, dost, deniz, kum , güneş her ne ise , vazifeyle ilişkilendirme! En önemli kısım bu, özgünlük buradan geliyor çünkü.. Vazifeyle sevdiğin şeyleri ilişkilendirebildiğin zaman keyif ister istemez beynimize hakim olur ve o işi yaparken zevk almaya başlarız. Yani her şey zihnimizde, bize bağlı.. Sen bir işi yapmak mı istiyorsun? Ya da yapmak istemiyorsun ama yapman gerekiyor, planlamanı hemen kendi beğenilerinden yola çıkarak oluştur. Mesela bir sınav a gireceksin ve çalışman gerekiyor. Ve film izlemeyi, sinemayı çok seviyorsun. Kendini hemen bir film yıldızı gibi düşün ve filmdeki karakterin sınava gireceğini ve başarması gerektiğini hayal et. Kendine bir rol biç. Ki hepimizin aslında bir rolü var bu hayatta. Sen bunu canlı tut… Ya da çikolataları çok seviyorsan ve bir mimari ödevin varsa, maketleri ve yapıları çikolatalardan hayal ederek oluştur vs. vs. .. Ben size burada pek çok örnek verebilirim.  Siz yapmanız gerekeni söyleyin size vazifeyle nasıl ilişkilendireceğinizi söyleyeyim.

Ama işin mantığı çok net, zevklerinizi ortaya koyun ve vazifelerinizle onları ilişkilendirin. Hayat bir zulüm olmaktan çok keyifli hale gelecektir. Sizlerde hem yapmanız gerekenleri yapmış hem de mutlu olmuş olacaksınız.. 🙂

Mutlu anlar, yarınlar…

Paylaş
Önceki İçerikLavanta Blog Söyleşileri | Şifalı Taşlar Üzerine…
Sonraki İçerikYeni Bir Yıl, Yeni Bir Düzen ve Bir Hediyemiz Var!
mm
Adım Sevde , 1990 Aralık ayında İzmir’de doğdum. İlk, orta ve lise öğretimimi İzmir’de tamamladıktan sonra Üniversite eğitimimi İstanbul Üniversitesi sosyoloji bölümünde tamamlandım. Lise ve üniversite hayatımda küçük dergilerde ve kendi bloğumda yazılar paylaştım. Daha sonra özel bir hastanede yabancı hasta biriminde kısa süreli çalıştım. Ardından kendimi ‘’Yaşam koçluğu ve bireysel farkındalık’’ alanında eğitim alırken buldum. Bunun öncesinde yazarlık, medya ve liderlik konularına dair eğitimler aldım. Sosyolojiyi gazeteci olmak için okuyan ben, kısa süreli bir stajın ardından o işin bana uygun olmadığını anladım. Anlayacağınız üzere, yazmaktan , okumaktan, çizmekten ve tasarımdan inanılmaz keyif alıyorum. Tezhibe, ve görsel sanatlara da apayrı bir ilgim var. Ayrıca bir Halil Cibran ve Cemil Meriç hayranı olmanın yanında şairlik hususunda Ahmed Arif sevenlerdenim…

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here