Bir Dost: Fethi Gemuhluoğlu

Kan, şiddet, sağ, sol, kavga, nefret, kin…

Bütün bu karmaşanın içinde dostluk üzerine yaşayan bir yürek, Fethi Gemuhluoğlu. Gençleri politikanın sert rüzgârından alıp, onları bir muhabbet limanında dinlendirmeyi; aşk, dostluk olmadan uçulamayacağını, dava erinin “alperen olmadan önce eren olması” gerektiğini öğreten bir abi… Bu yönüyle o, “geleneksel dergâhlarda yapılan eğitimin, Beyoğlu’nda bir ofiste bir kişi tarafından nasıl yapıldığı ve o kişinin bütün Türkiye’nin kaderine nasıl müdahale ettiğini çok muhteşem bir örneği…” (Sadık Yalsızuçanlar)

Tüm gayreti, dostluğu kademe kademe hayatın her anına, kainatın her zerresine yayarak medeniyet köprüleri kurmak, gençleri gelenekle barıştırıp dost kılarak “Yeni bir Türkiye inşa etmek.” Gemuhluoğlu’na göre dost olmak için insan önce kendine dost olmalı sonra “insana dost olmalı, fikre dost olmalı, coğrafyaya dost olmalı, tarihe dost olmalı, kendi vücuduna dost olmalı, komşuya dost olmalı, kademe, ama entegre, bir bütün içinde bütün dostlukları söylemeli…” Dost olmak şiarıyla nefes alan bu yüreğin tüm derdi, 1958’te kendisiyle yapılan röportajda belirttiği üzere memleket meselesidir, harita sınırlarıyla sınırlanamayan dostluğun tüm İslam âlemini, dünyayı kuşattığı bir mesele:

“Yazılarıma gelince. Bunlar bütün açıklığıyla meydanda. Günlük ve küçük oyunların tamamıyla dışında memleket meseleleri. Cezayir için yazdık. Tunus için yazdık. Keşmir ve Mısır için yazdık. Afrika uyanıyor, dedik. Asya uyanıp silkinecektir diyoruz. Evet Asya silkinecek ve Rusya’yı sırtından atacaktır. Devletler tek başlarına yaşayamıyorlar. Devletler arasında da birlikler, paktlar, federasyonlar mevcut. Biz de, İslam’ın beynelmileline itibaren şark milletlerinin, Müslüman halkların birlik ve beraberliklerine gitmeliyiz. Dünyanın her yerindeki istiklâl herek etleri bizi sevindirir. Biz Gana devletinin istiklâle kavuşmasını, sadece Altın Sahilleri halkının Müslüman olmaları dolayısıyla alkışlamamıştık. Bu küçük gazetede, son Macar ihtilali için de kalbî ve samimî hislerimizi dile getirmeye çalıştığımı hatırlarsınız. İnancımız, ‘İnsanlara hürriyet, milletlere istiklâl’ parolasında ifadesini bulabilir, zannederim.”

Bu görev bizimdir; bu görev bize verilmiştir; çünkü “İ’lây-ı Kelimetullah kendisine verilmiş olan Osmanoğlu ve alınmamış olan Osmanoğlu(’dur). Verilmiş de alınmış değil; buna bilhassa işaret ederim. Aklımızı başımıza devşirelim; bu emanet onlara verilmiş fakat alınmamıştır.” Kendisi, bu emanetin ağırlığını hayatının her anında hissetmiş, emaneti taşıyacak gençleri keşfedip onları korumuş, ihtiyaçlarını karşılamış onlara dost olmuştur. Yeni bir Türkiye inşası için ümit bağladığı bu gençlerin içine bir çile, bir dram tohumu ekerek omuzlarına bu yükü miras bırakmıştır; “Eğer Türkiye’de insanlar yeniden bir “ba’sü ba’de’l mevt” sırrını yaşamak istiyorsa, onu ihya etmek istiyorsa, uykuyu kaldırmalıdır… Asıl niyetim, zaten uykusu çok az olan sizlere uykuyu kaçırmaktır, yatağı dar etmektir. Sizin içinize bir azâb, sizin içinize bir çile, sizin içinize bir dram tohumu ekmek istiyorum.”

Bir dost olarak azab, çile, dram tohumu ekmek için gayret eden bu güzel insan, bugün sayfalarca yazılmış eserleri, uzunca söylenmiş sözleri olmasa dahi ““ilk defa kelime-i şehadet getirir gibi, ilk defa aşık oluyor gibi, ilk defa yürek çarpmışa dönüyor gibi… yani aşk“la hayatına iz bıraktığı insanlarla hala yaşamaya devam etmektedir. Nabi Avcı, Saadettin Ökten, Sadık Yalsızuçanlar, Atasoy Müftüoğlu, Abdullah Uçman, Kemal Yavuz, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, İsmet Özel, Özdemir Asaf, Akif İnan, Hilmi Yavuz, Erdem Bayazıt gibi bir çok değerli isim bugün kendisini hürmet ve saygıyla anmaktadır. Bizde, kendisiyle kadim Dostluk kurup muhabbet halkasına dâhil olmuş üstad Necip Fazıl’ın şiiriyle Gemuhluoğlu’nu bir kez daha anarak dualarımızda yer veriyoruz…

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

 

 

 

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here