Allah’ım, dedim sen her şeye kadirsin. Dilediğin her şeyi var edersin. Lütfedersin. Sadece ‘Ol’ demen yeter. Oluverir işte herşey…

Hayat süprizlerle dolu diyorlar ya, yok değil. Hayat ikramlarla, lütuflarla ve mucizelerle dolu aslında.. Yaşadığım bir olay şaşırttı, sevindirdi ve düşündürdü beni hayli zaman. Neler mi oldu? Kısaca anlatayım..

15 Kasım 2015 sonbaharın son güneşli günleri.. Aydınlık ama soğuk bir sabah.. Çok sevdiğimiz bir aile dostumuz ile Bursa’nın en sevdiğim mekânlarından biri olan Muradiye Külliyesinde buluşmak üzere sözleştik. Yoldayken arkadaş arayıp burası çok kalabalık otopark sorunu var arabayı ilk gördüğünüz boş yere bırakın dedi. Eşimle beraber tavsiyeye uyduk tabii. Hayli uzak bir yere arabayı park edip arkadaşların olduğu mekana yayan devam ettik.

Külliyenin karşısındaki çay bahçesinde oturup çay içip sohbet ettik biraz. Edebiyat öğretmeni olarak görev yapan sevgili arkadaşım, henüz 19 aylık olan kızım için keçeden el yapımı kuklalar getirmiş hediye olarak. Karşılıklı kitap değiş tokuşu yaptık. Türbe ziyaretleri sırasında o minik parmak kuklalar pek eğlendirdi ve oyaladı bizim küçük hanımı. Keyfimiz yerinde. Sonra kuklalardan sıkılınca küçük hanım yere atmaya başladı hepsini. Bende toplayıp bir poşete koydum kuklaları ve elimde taşıdım bir müddet. Türbe ziyareti bitince elimdeki torbayı ya bebek arabasının altına koydum ya da kızımın eline verdim hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey arabaya varınca kuklaların yerinde olmadığı.. Eşime sen bebeği bağla arabayı koy yavaş yavaş gel ben hızlı bir şekilde dönüp bakayım dedim.

Geçtiğimiz tüm yolları tarayarak, tabiri caizse radar gibi yürüdüm. Her yere, her köşeye baktım ama yok hiçbir yerde görünmedi bizim kuklalar.. tekrar bir ümit pür dikkat bakarak geri döndüm. Eşim gelmiş arabada beni bekliyor. Bulabildin mi cevabına, üzülerek hayır dedim. Arabaya binip uzaklaştık. Eve varınca aklıma geldi. “tüh” dedim , “keşke kapıdaki güvenliğe de sorsaydım. Hiç aklıma gelmedi.” İnternet üzerinden Muradiye Külliyesinin telefon numarasını bulmaya çalıştım. Ancak kapıdaki güvenlik firmasının telefonuna ulaştım. Hemen aradım ama külliyede duran arkadaşların telefonu yok ne yazık ki yanıtını aldım. Üzüldüm..

Bu olayın üzerinden 10 gün yada biraz daha fazlaca bir zaman geçti. Bu süre zarfında Bursa’nın meşhur lodos rüzgarları öyle çok esti ki, ağaçların dalları kırıldı. Kuvvetle esen rüzgar bulduğu boşluklarda uğuldayarak şarkılar söyledi.. Bu sırada kuklalar ve bir Muradiye Külliyesini ziyaret hep aklımda. Amerika’da yaşayan ve Müslümanlığı tercih etmiş bir misafirim vardı. Bursa’daki bir çok mekanı görmüş ama tadilat dolayısıyla Muradiye Külliyesine gitmemiş hiç. Hadi dedim gidelim beraber. Oradaki müzeyi Osmanlı evini falan da gezeriz.

Birlikte camiyi ziyaret ettik. Türbelerin olduğu mekanın giriş kapısında duran güvenliğe durumu anlattım. “ Baştan vardı galiba öyle bir poşet bakalım..” falan dedilerse de sonrasında “yok be abla bulamadık. Yoktu zaten yanlış hatırladık herhalde..” dediler.. “Neyse,” dedim.. “nasip değilmiş demek, hayırlısı..”

Terminale yetişmek üzere hızlı hızlı yürüyoruz yolda. Misafirler önden gidiyorlar bende ufak kızı ikna etmeye çalışıyorum. Uykusu geldi uyumadı, kucak istemiyor, yürüyor mızıldıyor. Yol kenarında duran tespihçi amcanın tespihleri ile oynamak istiyor. Onun gönlünü yapmaya çalışıyorum, amcaya selam verip kızımı kucağıma alıyorum ve önde hızla giden misafirlere yetişmek üzere hızla arkamı dönüyorum. Kız kucağımda hızlı bir şekilde yürürken birde ne göreyim yolun kenarında öylece beni bekleyen, bizim kukla poşeti! Poşetin üstü tozlanmış biraz ama içindeki kuklalar tertemiz ve tastamam bana gülümsüyorlar.

Şaşırdınız mı? Valla ben de çok şaşırdım. Allah’ım dedim sen her şeye kadirsin. Dilediğin her şeyi var edersin. Lütfedersin. Sadece ‘Ol’ demen yeter. Oluverir işte herşey… Sonra düşündüm belki de o on gün boyunca o poşetin görüntüsü ve varlığı herkes ve tüm canlılar için perdelendi. Hatta şiddetle esen rüzgarlar bile fark etmedi onu. Sonra o gün Allah bulmamı murat ettiği için o poşet görünür oldu. Hem de kaç kez geçtiğim yolun üzerinde. Köşede bir şeylerin altında değil. Öyle başı boş ve yol üzerinde bir anda bulunur oldu. Allah dilediği için oldu. O istediği için bulundu.

Sahi siz de mucizelere inanır mısınız? Ben inanıyorum!!

Öznur Çolakoğlu Cam’ın yazıları aynı zamanda www.karakalem.net adresinde de yer almaktadır.

1 Yorum

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here