Bilişsel Koçluk, Keşif ve Özgürlük Üzerine

Size anlatacaklarım var…

Bilmenizi, bilmemi ve bilmelerini istediklerim…

Çünkü hayal ettiğim ‘’Cevheristan’’ a ulaşmak için birlikte bütün güzellikleri düşünebilmeliyiz. Bu yazımda sizlere bireysel farkındalık yolculuğumuzda koçluk açısından ‘birey’ için hangi yöntemi kullandığımızdan, içimize dönük bir keşiften ve bununla gelecek özgürlükten bahsetmek istiyorum…

Her şeyin başında derin bir nefes alalım… Nefes alarak duyumsama ve algılama halimizi içselleştirelim. Ve kendimize soralım;

Evrendeki bütün varlıkların bir anlığına durduğunu ve yalnızca sizin yaşayabildiğinizi söylesem ne düşünürdünüz?  

 

Bütün insanların, fikirlerin, kargaşanın, mutlulukların her şeyin bir anlık dahi olsa etkisiz hale geldiğini ve yalnızca sizin var olduğunuzu kastediyorum. İlk duyduğumuzda ciddi bir yalnızlık ya da rahatlama hissi yaşayabiliriz evet. Kendini  yalnız hissettiği için etrafında sürekli birilerinin olmasını isteyenler muhtemelen yalnızlık’’, fakat insanların fazlalığından dertli olup kafa dinlemek isteyenler ‘’rahatlama’’ yaşayacaktır muhtemelen…

Ne hissederseniz hissedin gerçek şu ki; o evrende aslında siz kendinizle baş başa kalacaksınız! Peki bir insanın kendisiyle baş başa kalması nedir? Özgürlük mü? Benlik arayışının ilk adımı mı? Sessizlik mi? Yalnızlık mı? Rahatlama mı? Farkındalık mı? Yahut aydınlanma mı?

Aslında hepsi… Gel gelelim size böyle bir ortam sunulmadığı için kendinize dönük bir arayış yapamıyordunuz belki de, ama zihninizde bunu oluşturmak mümkün. Kendimizi sakin bir akıl ile irdeleyelim. İrdelerken içe dönük bir farkındalığa erişelim. Bundan keyif alacağınıza eminim. Çünkü kendi sınırlarını bilmek; en büyük okuma eylemidir …

Demek ki, yapmamız gereken şey; düşünmek… Bilmek. Pek çoğumuz uykudayız. Ve bu hayat yolculuğunun kişi kendini keşfetmeden nihayet bulması kadar hazin bir durum olamaz. Çünkü kendini bilmeyişin getirdiği sonuçlar, başta yaşadığımız hayatımızın her evresini etkiler ve kalitesiz bir yaşam ile yüz yüze kalırız.

Bu sebeple en derin uykulardan sizi uyandıracak olan yegane şey; bireysel farkındalıktır. Sen kimsin? Neyi sever? Neyden hoşlanırsın? Hayattaki amacın, mutlulukların, gülüşlerin, ağlayışların neler?

Aslında bu soruları her yaşam koçunun yapması gerektiği gibi önce kendime sordum. Kendimi tanımladıktan ve bilişsel bir farkındalığa erdikten sonra ayaklarım yere daha sağlam bastı. Hayatımıza sokacağımız insanlardan tutun, hayallerimizi gerçekleştirmeye kadar her konuda aydınlanma yaşayabiliriz… Ve bunu 7’den 70’e hepimiz yapabiliriz. Hiçbir şey için geç değil. Özellikle evde rutin bir hayat süren her yaştan bayanın farkında olması ve kendine uygulaması  gereken bir husus diye düşünüyorum. Şimdi konuyu daha derinden inceleyelim…

 

Bilişsel Koçluk

 ‘Bilişsel Koçluk’ dediğimiz aslında düşünceden davranışa kadar uzanan, kişinin dönüşüm ve gelişimini sağlayan en etkili yöntemdir. Tam bir ifade ile kişinin hayatındaki değişim ve dönüşüm süreci devam ederken; RUH, BEDEN ve ZİHİN üçlüsünün DENGE’ de kalmasını hedefleyen hizmettir. Yani aslında hayallerimizin peşinden gitmemize, yapmak istediklerimize  odaklanabilmektir. Koçumuzun bu odaklanışta yanımızda olmasıdır. Hayat yolunun kontrolünü kendi elimize almamızdır.. Bilişsel koçluk, koçluk edilen kişinin kendi düşüncelerine doğru yelken açmasına yardım eden bir süreçtir. Yani ruhumuzu, bedenimizi ve zihnimizi keşfedip onları bir dengede tutabilmek varmak istediğimiz yolun en önemli adımlarından. Bu yüzden önce zihnimizi dinleyerek bireysel tanımlanma yoluna girmeliyiz…

 

Kendini Keşfet

    Aslında sizin fark etmenizi istediğim nokta şu; ’’Kendinizi Keşfedin!’’..

Peki bir insan kendini nasıl keşfeder? Cevap çok açık. Elbette ki sorgulayarak. Hayatı boyunca yaşadıklarını irdeleyerek ve sorular sorarak. Unutmayın ki sorular ardından cevaplarını doğuracaktır… Mesela kendimize şunları soralım; ‘’Ne yaptım? Neyi nasıl yaptım? Neyi yapamadım? Yapamadıklarımın doğurduğu sonuçlar nelerdir? Çözümü nelerdir? Mutlu muyum? Yaşamdaki gayem ne? Mutlu ben nasıl olurdu? vs..’’ Aldığımız cevaplar şahsi sınırlarımızı ve isteklerimizi bize sunacaktır.

Ve ortaya çıkan sonuç ile beraber yapmak istediklerinize odaklanalım. İstediklerimiz bize kim olduğumuzu fark ettirecektir. İnanın varlığın hakikati; kendini bilmekten geçiyor. Bir başkasının sizin için söyledikleri yahut size dayattıklarıyla değil, bilerek ve isteyerek mutlu olmanızı sağlayacak şeylere odaklanmak gerekiyor. Bu bencillik veya anlayışsızlıkta değil. Elbette ki her birimiz başkalarının fikirlerine sözlerine ehemmiyet vermeliyiz yahut bir fedakarlık ilişkisi olmalı insanlarla aramızda. Ancak bu size kendinizi asla unutturmamalı! Ki kendimizi unutursak bir başkasına yardımcı da olamayız. Bunu asla unutmamalıyız…

 

Özgür Sen Nasıl Olurdu?

Öte yandan kendimizi keşfetmenin ardından sormamız gereken bir diğer soru ise; ‘’Özgür sen nasıl olurdu?’’  Kendini özgürlük kavramı ile ne şekilde bağdaştırıyorsun? Günümüzde özgürlüğü ne yazık ki; ‘saygısızlık, bir başkasının hayatına müdahale etme ya da başına buyrukluk’ olarak anlayanlar var. Fakat özgürlük aslında, bilinçli birey olmaktan geçer. Kendinin ve yaratılış sebeplerinin farkında olan, ne yaptığını bilen, bilişsel farkındalığa erişmiş ve önce kendine sonrasında da insanlığın tümüne saygılı olan kişidir özgür olan. Kendini bilir ve hürdür. Hiç bir şey ona engel değildir. Mademki, özgürlük bilinçli birey olmaktan geçiyor, o halde soralım kendimize; ‘’Bilinçli sen nasıl olurdu?’’… Sınırlarını zorla ve itiraf et kendine.. Sana göre olman gereken pozisyon, nokta nedir? Bu soruları kendine sordukça olmak istediğin kişiyi keşfetmiş ve buna bağlı olarak da özgürleşmiş oluyorsun. O zaman yaşasın özgürlük!

Ve yaşasın, kendini bilen, kendini keşfedebilen ve varlığının zirvelerini sezdikçe özgürlük suyundan içenlere!

Velhasıl, işin özü sende! Kendinde… Kendini keşfettikten sonraki ilk seferde.. İlk olarak sen istemelisin. Sen inanmalısın değişime. Çünkü sen değişime inanıyorsan o zaman Cevheristan kapılarını aralar.. . Sen değişime inanıyorsan o zaman özgürlük sana can katar… Vesselam.

 

Paylaş
Önceki İçerikYeni Kardeş Dengesi Nasıl Sağlanır?
Sonraki İçerikDin ve Değerler Eğitiminde Ramazan Aktiviteleri
mm
Adım Sevde , 1990 Aralık ayında İzmir’de doğdum. İlk, orta ve lise öğretimimi İzmir’de tamamladıktan sonra Üniversite eğitimimi İstanbul Üniversitesi sosyoloji bölümünde tamamlandım. Lise ve üniversite hayatımda küçük dergilerde ve kendi bloğumda yazılar paylaştım. Daha sonra özel bir hastanede yabancı hasta biriminde kısa süreli çalıştım. Ardından kendimi ‘’Yaşam koçluğu ve bireysel farkındalık’’ alanında eğitim alırken buldum. Bunun öncesinde yazarlık, medya ve liderlik konularına dair eğitimler aldım. Sosyolojiyi gazeteci olmak için okuyan ben, kısa süreli bir stajın ardından o işin bana uygun olmadığını anladım. Anlayacağınız üzere, yazmaktan , okumaktan, çizmekten ve tasarımdan inanılmaz keyif alıyorum. Tezhibe, ve görsel sanatlara da apayrı bir ilgim var. Ayrıca bir Halil Cibran ve Cemil Meriç hayranı olmanın yanında şairlik hususunda Ahmed Arif sevenlerdenim…

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here