Eve yeni bir evlat mı geliyor? Yani bir kardeş? Ya kardeş kıskançlığı? İlk çocuğum bundan nasıl etkilenir? Haksızlık mı yapıyorum acaba ona? Ya ikinci çocuğuma da aynı sevgiyi veremezsem? Eskiler nasıl yaptı ki acaba? Nasıl davranmalı? Başarabilir miyim?

Bunlar, ikinci bir çocuğu olacağını öğrenen annenin kafasında dönen deli sorulardan sadece birkaçı. En çok da ilk çocuğunu düşünüyor anne bu dönemde, nasıl davranmalı ne yapmalı?Gelin hep birlikte bu soruların cevabını bulalım.

Kalabalık Aile Olmak

Tek çocukla mı yaşamak yoksa çok çocuklu kalabalık bir aile mi? Günümüz ailelerinin ikilemde kaldıkları bir nokta. Güzel dinimiz evliliğe ve aileye çok önem vermiştir. Peygamberimiz (sav) aileyi korumak ve güçlendirmek için öncelikle kendi hayatında örnek olmuş aynı zamanda da bu konuda pek çok tavsiyede bulunmuştur bizlere. Evlat sahibi olmamız çokluğumuz da onun önemli tavsiyelerinden biri. Ama bu tabi ki dönemin şartlarına, ailenin gelir düzeyine kısacası hem ihtiyaçlar hem de sevgi yönünden gerekli özeni gösterebileceğimiz bir şekilde olmalı.

Günümüzde çocuk eğitiminin önemi konusunda ebeveynler farkındalık kazandı büyük çoğunlukla. Okuyan araştıran çocuğuna güzel bi gelecek sağlamak isteyen anne babaların sayısı hiç de az değil. Ancak çevresel faktörler de azımsanmasayacak düzeyde eğitimde. Çocuklarımızın uyarıcıları etrafta çok fazla, onları kötüye ulaştırabilecek çok yol ve kişi var. Onlara islamın ahlak doktrinin aşılamak, örnek olmak çok daha zor. Aileler tek çocukları olursa ona daha rahat eğitim verebileceklerini, onu her şerden kolayca koruyabileceklerini düşünüyorlar, bir taraftan da ya bu durumun olumsuz yönleri?

 

Tek çocuk hayatı daha zor öğreniyor, bencil olabiliyor ayrıca kardeşlik duygusunu herkesin tatması gerekiyor, kalabalık aile çok daha huzurlu bir yuvaya dönüşüyor, veya ilerde yaşlanınca evin evlat ve torun sesleriyle dolması herkesin hayalidir değil mi?

Kardeş insanın en iyi dostudur

Aslında bu problemi hem Peygamberimizin tavsiyesine uyarak hem de dönemin şartlarında ahlaklı, dengeli, dürüst çocuklar yetiştirerek aşmak mümkün. Şunu unutmayın kardeş insanın en iyi dostudur ve öğretmenidir. Evet öğretmenidir çünkü insan hayatı, sevmeyi, paylaşmayı, kavgayı, affetmeyi, bencil olmamayı, güvenmeyi, aileyi vb pek çok şeyi kardeşinden öğrenir.

Çocuklar Arası Yaş Aralığı Ne Kadar Olmalı?

 Öncelikle çocuklar arasında yaş planlaması doğru yapılmalıdır. Hem çocukların hem anne ve babaların sağlıklı adım atabilmeleri için bu çok önemli. Ben çocuklar arasında minimum 3 yaş olması gerektiğini savunuyorum. Genelde uzmanların görüşleri de bu doğrultuda. Dinimizde de çocuğun iki yıl süt emme hakkı olduğunu göz önüne alırsak aslında yaş aralığı konusunun azamisi hakkında da fikir sahibi oluruz dinimizden hareketle.

İsterseniz gelin birlikte yaş aralıklarına göz atalım; şayet aralarında 1 yaş olursa, evet ikiz gibi büyürler, tek mamayla ikisi de doyar, birbirlerine oyun arkadaşı olurlar. Fakat manen ve madden anne-baba için yorucu olur. Bebek sektörünün bu kadar pahalı olduğu bir dönemde herşeyden çift almak zor, ikisinin de eğer uykusu düzene girmediyse –ki birinci çocuk düzene girmiş olsa bile yeni bebekle düzenden çıkması an meselesidir- anne çok yorgun ve stresli olabilir ve bu da evlatlarına yeterince ilgi veremeyeceği anlamına gelebilir. 1 ay bile çocuk gelişiminde çok şey değiştirirken 1 yaş ikisine de farklı oyunlar, öğretiler, beceriler aşılamak gerektirir, bunu ayırmak ebeveyn için zor olabilir.

Aralarında 2 yaş olursa tabiri caizse kabus. ilk çocuğun tuvalet eğitimi zamanı, anne sütü alıyorsa şayet sütü bıraktırma zamanı, kendi karakterini öğrendiği uzmanların ilk ergenlik olarak adlandırdıkları bir dönem. “2 yaş sendromu” ağlama krizleri, ebeveynle iktidar çatışmaları vs. Anne ve baba için çok yorucu olur ve bu stres altında iki çocukla da hakkıyla ilgilenebilmek pek mümkün görünmüyor, mümkün olsa bile anne babanın hayatından bir şeyler götürebilir –sosyal hayattan uzaklaşmak, yıpranmak, birbirlerinden uzaklaşmak gibi- ben tavsiye etmiyorum. 3 yaş ve sonrasına gelince ise, birinci çocuğunuz artık bazı ihtiyaçlarını kendi yapabilir durumdadır. Sadece onunla 3 sene dolu dolu geçirdiğiniz için karakter belirli hatlarda oturmuştur  -asla tam değil tabi- , konuştuklarınızı, anlatmak istediklerinizi anlayabilir, kardeşinin bakımında yardımcı olabilir vb. Nedenlerle yeni bebek bakımı da kolaylaşır ve anne baba psikolojik olarak  iki evladına da daha çok faydalı olabilir. 3 yaş ve üstü kardeş planlamasında en doğru zamandır, tabi yaş aralığı 6 yı geçince de bu sefer kardeşlik biraz daha abla/abi- kardeş gibi jenerasyon farkını oluşturabilir.

Her şey planlı programlı yürümüyor bazen elbette, bu gibi durumlarda da bunda da bir hayr vardır düsturundan sapmadan şartları kendimize uydururak en doğru çözüm yollarına ulaşmak mümkün yine de.

Kardeş Geliyor…

İkinci aşama tabiki bu evlatların yani kardeşlerin psikolojisi…. ikinci çocuğu olacak ailelerin paniğe kapılması oldukça doğal. Yukarıda bahsettiğimiz tüm o soru işaretleri istila ediyor zihni bir süre…

Ağustos 2015de bir bebeğimiz daha olacağını öğrendiğimde ben de tam olarak bu tedirginlikleri yaşadım. Çünkü kızımı pamuklara sarıp büyütmüştüm istemeden zarar vermek en korktuğum şeydi. Kızım 3 yaşındaydı ve çok neşeli, özgüvenli biri doğuştan getirdiği çok güzel karakter özellikleri var, onları zedelemek istemem. İlk günden itibaren bu konuda bir sürü uzman tavsiyesi, makaleler ve tecrübeler okudum, dinledim. Bu dağları aşacak kadar bilgilerden çok gereksiz olanları, çok işe yarayanları, eh uygulanabilir dediklerimi ayıkladım. size bu süzdüğüm bilgileri tecrübelerimle harmanlayarak sunmak istiyorum. Umarım bir nebze olsun sizi ferahlatabilirim.

Kardeşi Olacağı Nasıl Söylenmeli?

Öncelikle evet kabul kolay bir süreç değil. Annenin ön çalışmalara hamilelik döneminde başlaması gerekiyor. Ona yeni bir kardeş geleceğini söyledikten sonra bunu sık sık tekrar etmeyin. Bu çocukta korkuya neden olabilir; neden annem ve babam sürekli kardeşimi anlatıyorlar ki noluyor? Sanırım hayatım çok değişecek, neden geliyor ki?

Bazen hatta çoğu zaman çocukların beyni bizden kompleks çalışıyor çünkü mantıklı nedenleri bilmedikleri için kendilerince neden oturtuyorlar boşluğa. E bu da çocukça nedenler oluyor tabi. Onunla bebeklerin neler yapabileceği ve yapamayacağı hakkında konuşun, (oyuncak bebekle oyun oynayıp, oynarken kardeşin de bunları yapamayacak diye uygulamalı da gösterebilirsiniz) böylece kardeşinin tek başına yapamayacağı işleri kendi görebilecektir. Bebek alışverişinde önce ona bir kaç oyuncak, kıyafet vs alırsanız kardeşine alınacak herşeyi severek seçecektir. Alışveriş sırasında ve doğumdan sonraki bebek bakımında, önceki yazımdan da bahsettiğim gibi işbirliğini hiç unutmayın. Bebek gelmeden önce bazı işleri – eğer yapabilecek yaştaysa- kendisinin yapmasını öğretin. Yemek yemek, bazı kıyafetlerini değiştirmek, uyumak, ellerini yıkamak, odasını toplamak vb.

Doğum Sonrası için Küçük İpuçları

Yeni bebek gelmeden önce çocuğunuzla yaptığınız rutin işleri doğumdan sonra da sürdürmeye devam edin. Evinize önceden hediyeler alın, bebek ziyaretine gelenler bebeğe hediye getirdiğinde, bunu da senin için almışlar diye teker teker verebilirsiniz. Bu çok etkili, ve eğer siz de ikinci vs bebeği olan bir eve giderseniz büyük çocukları unutmayın onlara da küçük hediyeler alın. Bu onlar için tahmininizden çok daha önemli. Bebeğinize mama hazırladığınızda çocuğunuza da yiyeceği birşeyler hazırlayın ve onunla da ilgilenin. Çocuğunuzun sizden istediği çok büyük şeyler değil sadece hala sevildiğini, ilgilenildiğini bilmek. Kendisini hiçbir zaman ikinci planda görmezse ufak tefek sorunlarla bu süreci atlatırsınız… Anne yüreği bir değil, iki değil, 10 çocuğu bile ayırmadan eşit sevebilir; bunu çocuklarımıza da aktarabildik mi tamamdır. Her çocuk özeldir, özelliklerini farkedin, özel davranın….

İşte bu iki aşama yani, yaş aralığı ve kardeşler arası dengeli yaklaşımı sağlayabilen ailelerin kalabalıklaşması  sıkıntı değil huzur verir. Bu adımları akıllıca attığınız zaman hayal ettiğiniz, İslamiyetin de tesis etmek istediği huzurlu yuvanız da oluşmuş olur inşallah. ‘Tek tek hesaplamak, her adımımızı düşünmek zorunda mıyız’ diye düşünmeyin en başta akıllıca davranmak, sonradan ortaya çıkabilecek sorunları çözmeye çalışmaktan daha kolay ve güvenilirdir…

Sevgilerimle…

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş
Önceki İçerikZerafetin Simgesi Orkide (Orchidaceae)
Sonraki İçerikBilişsel Koçluk, Kendini Keşfetme ve Özgürlük Üzerine
mm
Merhaba; ben Esra, 1988 İzmir’de dogumluyum. İçimdeki ilim öğrenme isteği ve cevabını aradığım sorular beni önce İmam Hatip Lisesine yönlendirdi ve tabi ardından İlahiyat Fakülltesi. Okul bitince araştırma isteğim son bulmadı ve Islam Bilimleri alanında Yüksek Lisansa başladım. Akabinde hem evlenip hem de Öğretmen olunca biraz sekteye uğrasa da 1 yaşındaki kızımla Doktora eğitimime başladım. Ailemize yeni katilan oglumla egitim hayatima devam ediyorum. Nacizane araştırmalarımı, hayata, dine ve çocuk eğitimine dair egitimlerimi ve çıkarımlarımı sizlerle paylaşacağım.

1 Yorum

  1. Tebrik ederim kızım çok güzel omuş yazılar paylaşımlar hepsi çok güzel çıktığınız bu yolculukta allah yar ve yardımcınız olsun.başarılarınızın devamını dilerim.hayırlı uğurlu olsun inşallah.

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here