Osmanli sadece uzun omurlu bir devlet degil, ornek alinmis bir medeniyyetti. Toplumun sahip oldugu guzel hasletler, bunlarin cagdan caga aktarilisi, haliyle devletin de uzun omurlu olmasini, huzur ve ferahini beraberinde getiriyordu. Basta aile, ardindan toplum sonrasinda ise devlet. Aile hayati ne kadar duzgunse ve oturmussa bu durum topluma sirayet ediyor son olarak da devletin sekli semalini belirliyor.

Tarihi dogru okumak gerektigine inanirim. O yuzden butun kitap okumalari icin gecerli olan kural, tarih kitaplari ile hasr nesrken daha da gecerli bana gore. Altlarini cizerek, yanlarina serhler yani aciklamalar duserek, hayatimiza gecirilmesi gerekenleri, tekrar ihya olmasi gerekenleri belirleyerek, dersler cikararak, muhasebe yapilarak okunmali tarih…Hele de Osmanli gibi tarihimizin ovunc kaynagi…Gerek aile yapisi, yasayisi gerekse toplumun temel dinamikleri… Bu sırları keşfetmek gerekir. İnsana saygı medeniyeti de diyebileceğimiz Osmanlının aile, toplum ve mahalle hayatındaki güzelliklerden küçük bir demet sunarak, nelerin degistigini, o gizemli evlerin iclerinde neler yasandigini, atalarimizin ince dusunceliligini ve lisan-i hale verdikleri onemi ve biraz da hangi degerleri yitirdigimizi gorecegiz hep birlikte…

Osmanli dedik, atalarimiz, ozumuz dedik. Bakalim nelere dikkat etmisler, nasil bir aile, nasil bir toplum sekillendirmisler de kac yuzyil boyunca aile yapisinda bozulmalar olmadan devam  etmis bu buyuk devlet.

Oncelikle evler…Cumbalı, kafesli, payandalı evler…O kadar mistik, o kadar gizemli ve o kadar cezbedici geliyor ki bana. Gunun birinde boyle guzel bir evi satin alacagimi, icini o zamana gore doseyip belki biraz modernize edecegimi, mis gibi ahsap kokusunun, tarih kokusunun yasanmisliga karistigi o guzel evde ruhumu dinleyecegimi, sukunete erecegimi hayal ederim… O kadar anlamlar yuklu ki o evlerde. Distan bakinca, hakkinda  hic bir sey bilmeyen birini dahi  buyulemeyi basaracak kadar efsunkar…Hele bir de sirlarini ogrendikce hayran olunacak kadar mukemmel…

Evler genelde avlulu ve avlunun bi kosesine bina edilmis sekildeydi.Evler yapilirken kiblenin yonu(evler kibleye donuk olurdu ki ev halki da kibleye donuk olsun), komsuluk ve emniyet gibi hususlar dikkate alinirdi.

Evlerin on cepheleri yola bakardi. Ozellikle evin yuksek duvarlari goze carpardi.

Kapinin uzerinde mutlaka bir cati olurdu ki yagmurda kalanlar, gunesten korunmak isteyenler siginsinlar…

Kapilar iki kanat seklindeydi. Biri daima kapali olurken acilan tarafin uzerinde de daha kucuk boyutlarda bir insanin ancak adim atarak girebilecegi kapilar olurdu. Evdeki cocuklarin emniyeti ve eve giris cikislari daha guvenli hale getirmek icin yapilmis bir sistem.

Kapilarin uzerindeki halkalar ise ayri anlam yuklu. Ne latefet ne incelik… Kapi tokmaklarindaki halkalardan biri buyuk ve kalin, digeri daha kucuk ve ince. Bu  iki halka eve gelen misafirleri haber verirdi. Erkek misafir geldiginde buyuk halkayi kullanir, bayan misafir geldiginde ise ince halkayi kullanirdi. Bu sayede kapiyi acmaya giden kisi de belli olurdu ve ona gore bir hazirlik olurdu ev icerisinde.

Kapilardaki tokmaklardan sarkan bir ip ev sahibinin evde olduguna, iki tokmagi birbirine baglayan ip ise evde kimse olmadigina isaret ederdi.

 

Evlerin avlulari bayanin tum ihtiyaclarini saglayacak kapasitedeydi. O donemde disarida bayan icin cezbedici alisveris merkezleri, kurslar, calisabilecekleri alanlar, gezecekleri yerler olmadigi icin ve bayanlar evde ve komsulariyla vakit gecirmeyi tercih ederlerdi. Bu bir hapis hayati degil, bayanin severek kabul ettigi bir durumdu. Avluda bahcecilikle ugrasir, bir kosesindeki hali, kilim dokuma tezgahinda hobileri ile ilgilenir, yine avlu icerisinde yer alan firini, dibek tasi, kuyusu ile her turlu ihtiyacini giderirdi. Komsulari ile vakit gecirirdi. Sarayda yetistirilip bir pasayla evlenerek mahallere yerlestirilen bayanlardan saz, ud, dikis-nakis ogrenir, ilim tahsil ederlerdi.

1835’te İstanbul’a gelen Miss Julia Pardoe, bu avlular için; “Keşke Shakespeare, Romeo ve Juliet’in bahçe sahnesini yazmadan önce buraları görmüş olsaydı.” demiştir.*

Bu evlerin içi ve duvarları bile anlam yukluydu. Bir duvarda “Ya Hafiz” (Koruyan, esirgeyen demektir ve Esma’ul-Husna’dan yani Allah c.c.’nun 99 esmasindan biridir) bir baska duvarda ” Ya Malikel Mülk” (Ey Mulkun Gercek Sahibi) yazısı goze carpar. En onemlisi de,
” Mal Sahibi, mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi
Mal da yalan, mülk de yalan
Ver biraz da sen oyalan” mısralari duvarlardan eksik olmazdi. Boyle bir evde yasayip da dunyaya baglanmak ne de imkansiz….

Alt katta mutfak, kiler, ambar ve bir oda olurdu. Merdivenlerle ust kata cikildiginda karsimiza cikacak yer sofa olurdu. Yine ust katta da erkek misafirler icin bir oda, bayan misafirler icin bir oda, yine yaz mevsiminde kullanilan baska bir oda ve yatak odalari olurdu. Ayrica yine ust kattaki odalardan one bakan odada bir cikma yani cumbalar olurdu. Kafesli olusu sayesinde cumbadan asagisi ve yol gorunurken, asagidakiler yukaridakileri goremezlerdi.

Odalarin her birinde hem yukluk hem de banyo olarak kullanilan dolaplar olurdu. Cunku insanlar genelde banyo icin hamamlari kullanirken , gusul abdest almak icin evdeki bu kucuk dolaplari kullanirlardi.

Mobilya olarak duvar kenarlarinda divanlar yerlerde de kilimler ve minderler olurdu.

Ayrica disaridan bakildiginda zengin ve fakirlerin evleri arasinda da hic bir fark gorulemez. Bu da toplumun siniflasmaya bakisini cok guzel bir sekilde gozler onune serer.

Simdi oturdugumuz kutu gibi evleri dusununce, carpik kentlesmeyi, aile degerlerimizden neler kaybettigimizi farkettikce o donemde yasamis insanlarin bu sistemi ne de akillica kurduklarini bir kez daha farkediyoruz.

Ayrica evde bir terbiye ve bir duzen, disiplin vardi. Ayakta yemek yenmez, sofraya beraber oturulur, buyukler baslamadan yemege baslanmaz ve once buyuklerin kalkmasi beklenirdi. Yemege ilk baslayan yani evin en buyugu besmeleyi yuksek sesle soyler,  sofradan kalkılırken ” hayırların fethi, şerlerin def’i için” Fatihalar okunurdu.

Aksamlari tum hane halki ayni odada oturur, evin buyukleri ile sohbet edilir, onlarin anlattigi masallar bilmem kacinci defa zevkle dinlenirdi.  Ayrica Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifler okunurdu. Hele ramazan ayları evler sanki bir cennet köşesini andırırdı. Iftarlar beraber yapılır, bu iftarlara gayri müslimler de çağrılırdı.
“Mahalleler içtimai bir mektep, güzel ahlak ve edebin estetiğe dönüştüğü yerlerdi. Ahşap evlerin sıralandığı Arnavut kaldırımlı dar sokaklar, yüksek duvarlarla çevrili, bahçe içinde gün görmüş evler.. Bacasına leyleklerin yuva yaptığı, duvarlarını mor salkımların kapladığı, cumbalarında rengarenk çiçeklerin açtığı evler…
Osmanlı sokaklarında dolaşırken o güzelim cumbalı ahşap evlerin pencerelerinde çiçekler görülürdü. Onların da çeşitli manaları vardı. Sarı çiçek evde hastanın olduğunun göstergesiydi, o evin önünden geçilirken gürültü yapılmazdı.
Hayatın sadeliği mahalleye de damgasını vururdu. Gözü tırmalayıcı hiçbir şey görülmez, insanlar birbirine hürmet eder, selam verirlerdi.
İnsana saygı medeniyeti, bütün mahalleyi sarmıştı. Herkes birbirini tanır, zengin fakiri korur, fakir de zenginin malına göz dikmezdi.
Bu muhteşem medeniyet; Cemil Meriç’in ifadesiyle “Büyük adam değil, insan-ı kamil ve mükemmel bir toplum” yetiştirmişti.”*

Ne saadet! Bu taraflarda her türlü ülfetten uzak,
Vatanın fatihi cedlerle birlikte yaşamak!”
Sartre” Paris’in ihtişamına kapılan bir Doğulu, o şaşaanın altında kendi atalarından çalınmış, gasp edilmiş zenginliklerin yattığının farkında değil!” *der ayrica. Ne de manidar.

Gunumuzde Avrupa’ya baktigimizda, zamaninda atalarimizin sahip oldugu ve bizlerin hic dusunmeden unutmaya terk ettigimiz, o doneme aitse geridir, kotudur dedigimiz hususlari bizzat uyguladiklarini goruyoruz.

Insallah gelecek gunler cok daha guzel olur. Gidisat korkutucu da olsa, ahir zamanda da olsak insallah ahlaki degerlerimiz adina cok daha guzel gunlerle karsilasiriz.

Sevgiler

Sevde GUN

 

*Yararlandigim Kaynaklar:

1-“Osmanlı Medeniyetinde Nostaljik Bir Gezinti” Ziya DEMIREL/ Akçağ yayınları

2-Sayin Mumtaz AYDIN’in bir dergide okumus oldugum makalesi.

Paylaş
Önceki İçerikReçel ve Çikolata Dolgulu Milföyler
Sonraki İçerikKum/sal
Merhaba Ben Sevde. 32 Yaşındayım. İzmirliyim. İlahiyat Fakültesi mezunuyum 'Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi', 'Din ve Değerler Eğitimi' öğretmeni olarak 10 yıl gorev aldim. Öğrenci kalmaktan vazgeçemeyip tekrar okula dondum ve Din Psikolojisi alanında yüksek lisans eğitimime devam ediyorum.Öğrenmeyi, yazmayı, okumayı, sanatın her dalını, fotoğraf çekmeyi, yeni kültürler tanımayı seviyorum.Ala Dergide 2 yıl kendi alanımda yazılar kaleme aldım. Narcicegi adlı bir blogum vardı ve tüm eski yazılarımı Lavanta Bloga taşıdım. Lavanta Blog'da daha çok din ve değerler eğitimi alanında ve ilgi alanlarıma dair yazılar paylaşacağım. Lavanta Blog bir hayalin gerçeğe dönüşmesi ve atıcağımız güzel adımların ilk basamağı olacak inşallah. Sevgilerimle.

7 Yorum

  1. Sabah-ı şerifin hayırlı olsun Sevdeciğim..
    Ne güzel bir paylaşım olmuş..
    Osmanlı’da herşey bambaşkaymış..
    Ne güzel,ne ince ruhlu ne muhteşem fikirliymiş ecdadımız..
    O kapı tokmakları ne güzel bir düşüncenin ürünü..
    Ya Hafız ismi-şerifi ise bambaşka bir güzellik..
    Hızla okudum ancak daha sonra tekrar gelip okuyacağım inşallah..
    Emeğine sağlık canım,Hasret’in blogunda bugünün doğum günün olduğunu okudum:)
    Sağlıkla,huzurla,inançla,umutla,mutlulukla ve sevdiklerinle nice nice yeni yaşlar diliyorum arkadaşım..
    Muhabbetle…

    • Zelihacigimmm canim benimmm cok tesekkur ederim bu guzel yorumun icin. Ahh canim gercekten hersey bambaskaymis, letafet, nezaket hat safhadaymis.
      Cok incesin, cok da hatirsinassin canimmm arkadasimm:) Inan cok mutlu oldum. Amin insallah ecmain canim:)
      Muhabbetle:)

  2. Canim beni nerelere goturdun bu muhtesem yazinla bir bilsen.Sanki o cumbali evlerde yasar hissettim kendimi:)
    Rabbim bizlerede bu sekilde yasamayi nasip etsin.Kalemine saglik.

    SEVGILER

  3. Sevdecim, çok duygulandırdı yazın beni..
    umarım en kısa zamanda hayalindeki eve kavuşursun 🙂
    birbirinden keyifli yazı ve fotoğrafların için takipteyim canım, sevgilerimle …

    • Nur Havvacimmm canimm cok tesekkur ederim inan ki senin yorumun da beni cok mutlu etti. Ne de iyi ettin. Ahh canim amin insallah:) Rabbim hayallerimizdekilerden hayirli olanlari nasib eylesin hepimize:)
      Cok sagol canim:) Muhabbetle:)

  4. Ahh canım benim resimleri görünce birden kendimi öyle bir evde otururken hayal ettim.Ne güzel,ne sıcak bir yerleşim.Sadelikle beraber ihtişamlı ve asil bir duruş.
    O zamandan bugüne çok şey değişti.Aile içi sevgi saygı kayboldu.
    Rabbim encamımızı hayr eylesin….

    • Cahide Ablamm benim de hayallerimi susluyor:) Evet cok guzel tarif etmissin ablam. Sade, asil ve ihtisamli…
      Rabbim insallah bizleri ve gelecek nesillerimizi hayrda yarisanlardan eylesin. Sevgilerimle ablam

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here