Elif Safak’in ‘ASK’ini ilk ciktigi gunden itibaren (2009-Mart) merak ediyordum, cok oven yazilarda okumustum; yeren, yerden yere vuran yazilar da. Ancak kendim okumadan karar vermekten yana degilimdir hic bir zaman. Kardeslerim Turkiye’den bizi ziyarete geldiklerinde kardesim Merve bu kitabi okuyordu ve okumak istedigimi soyledigimde kitabi donerken bana birakti . Bir cirpida okudum. Sems Tebrizi ve Mevlana’dan yola cikarak tasavvufu ve askin farkli sekillerini sunuyor kitap. “2000’lerde Boston’da yaşayan Yahudi bir ailenin üyesi, orta yaşlı ev kadını Ella Rubinstein ile, 1200’lerde Konya’da yaşayan Mevlana’nın ne ilgisi olabilir? “Aşk hem bu dünyaya ait, hem de bu dünyayı aşan bir duygudur.”diyor Elif Safak kitabindan bahsederken. Kitabi okurken de tasavvufa meyyal bir bayan yazar buluyorum karsimda.

Kitapta askin hem insani yonune hem de ilahi tadina tanik oluyoruz ama birbiri icine oyle gecmis ki ayirt edemiyoruz. Zaten kitap olabildigince soyutlamis kendini ayrimdan, birligin ozunde kalmayi secmis. O kadar guzel islemis ki konuyu yureginizde olusan hayranliga akliniz da eslik ediyor. Neredeyse akil bile kavriyor aski. Ruh doyuyor, ozumsuyor.  Sems ve Mevlana’nin yoldasliginda buluyorsunuz ruhunuzu dinlenirken bir golgelikte derken baska bir agiza geciyor roman bi de ondan dinliyorsunuz aski tum yonleriyle…

Anlatimi gayet dogal, akici, bazi yerlerinde okuyucuyu bir girdap gibi icine cekiyor kitap ama siz o girdaptan kurtulmak ne kelime daha da derinlerine dalmak istiyorsunuz.. Vermek istediklerini guzel sunmus . Askin kurali olur muymus? Kurallarla ifade edilebilir miymis ask. Kurali olmayani ogretecek kurallar da oluyormus demek ki. 40 kural. Sems Tebrizi’nin bilinen bu sekilde kurallari yok ancak sonucta okudugumuz bir roman ve yazarindan bir seyler olmasi sasirtici olmasa gerek.(Bunlarin Sems Tebrizi’ye ait oldugu iddia edilmeseydi belki daha isabetli olabilirdi) 40 kuralin 40i da muhtesem ve mukemmel dogrulukte diyemem acikcasi ancak 40 kuraldan begendiklerim var, gercekten iyi kurgulamis. Bunlar icin tebrik etmek isterim Elif Safak’i.

“Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.
”40. kural/  Kitabi okurken de hissediyorsunuz bunu. Sems’ini ariyor herkes, bulmayi arzuluyor, nerededir acaba diye dusunuyor. Kim bu hayatta bana can olabilir canima can katip Ilahi’ye ve O’nun guzelliklerine varmada bana yoldas, candas olabilir. Sems’i bulmak icin Mevlana olmak lazim. Yanip tutusmak lazim. Tuzlu sular icip suya kanmak lazim. Romandaki Aziz’in ifade ettigi gibi.”Başımıza beklenmedik rastlantılar ancak bunları karşılamaya hazır olduğumuz anlarda gelir.” /340. sayfa. / Peki hazir miyiz gercekten? Bunu cok iyi sorgulamak lazim; sonrasinda zaten suyun Sahibi suyu da sakayi da cikarir karsimiza.

Kitaba tekrar donecek olursak acikcasi onaylamadigim yonleri de cok kitabin. Bazi tarihi yanlisliklar var oncelikle. Bazi saygisizliklar var ki gerceketen cok rahatsiz edici.  Ayrica konuya uzaktan mi baksam yoksa icine mi dalsam celiskisi var biraz da bana gore. Nerede duracagini tam kestirememislik goze carpiyor. Kitabi okurken ilaha aska ozlem duyuyorsunuz ama tam da icine dalamiyorsunuz. Ozellikle Mevlana cok geri planda kaliyor bana gore. Tasavvufa dair o guzelliklere dair umdugunuzu tam olarak bulamiyorsunuz bir kere. Acikcasi begenmedigim, yanlis buldugum yonleri cok fazla. Begendigim kisim 40 kuraldi( 40 kuraldan bazilari) desem yalan olmaz. Bu olumsuzluklari yazmak istemiyorum, cunku kitab, sufizme, Sems ve Mevlana’ya, Mesnevi’ye ve gercek aska ilgi uyandiriyor. Bir kitaba kotu deyip kestirip atmak kolaya kacmaktir. En kotu kitaptan bile insanin alacaklari vardir. Yanlisliklarin bilincinde olduktan sonra, yazara ve bilgilerine tamamen teslim olmadiktan sonra, dogrusunu arastirip bulduktan sonra okumanin bir zarari yok diye dusunuyorum. Ustelik ben edebiyatci degilim, tasavvuf profesoru de degilim. Paylastilarim sadece izlenimlerim. Ve’l hasil kelam okuyup istifade edenlere, Gercek Ask’a bir davetiye olarak algilayip o yolda ilerleyenlere ne mutlu. Sevgiler…

Paylaş
Önceki İçerikUp- Yukarı Bak
Sonraki İçerikŞifahaneler…
Merhaba. Ben Sevde Gün. İlahiyat Fakültesinden mezun olduktan sonra 'Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi', 'Din ve Değerler Eğitimi' öğretmeni olarak görev aldım. Lavanta blogdaki "Mavera" adli köşemde ilahiyat alanı ile ilgili kaleme aldığım yazılarımı paylaşıyorum. Hem kendi adıma hem de okurlarımız adına istifadeli olmasını dilerim. Sevgilerimle.

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here